BeRAt 的个人资料(( İklim i BeRAt ))照片日志列表更多 工具 帮助

(( İklim i BeRAt ))

' İnaNDıKLaRı GiBi YaşAMaYanLaR YaşADıKLarI GiBi İnaNMaYa BaŞLarLaR ! '

BeRAt BeRAt

兴趣
Savaşa girdi kalbim;
Bin yara aldı beni...
Ne denli acı varsa
Aradı buldu beni

Seni bir bomba gibi
Taşımak bu göğüste;
Bir Ebubekir kıldı,
Bir Ömer Kıldı beni

Kurmak bizlere düştü
Kalbi sökülmüş çağı!
Buyruk en ağır yükün
Altına aldı beni...

Parça parça bir yürek
Delik deşik bir bağır!
Bir beş değil Sevgili,
Bin kurşun deldi beni...
______
***
http://blufiles.storage.live.com/y1pLDr-xact9lXFxiJk8W5y412rb-LAn5M4IhGkzRdUQuaQtQJl7SH4dFnyQ-yxVa2u

>>KaVgaM KaRAnLığA<<
- GünEş ADıNa -
***

列表
***
> SuçUMuZ <
AdıMıZDa SakLıDır...
___

http://blufiles.storage.live.com/y1pvxXJpv_P1YKFPSLBR1JSTKxRUnagplHMdsFbuLYhixLnGnRX0RVGqthRvMlcScK-afQxwcdEacs

Mevsimlerden hangi mevsim dışarıda anne?..
Vurulduğum meydanlara bahar geldi mi?

***
Sen ağlama! Meydanlarda ben ölürüm vay !..
Seherlerde sehpalara gülümserim vay !..
Parmaklıklar arkasından ben yürürüm vay !..
***

Göz yaşların dinsin gülüm yarınlar bahar !
Gecelerin inadına güneşler doğar !
***

http://blufiles.storage.live.com/y1pvxXJpv_P1YJi4_AkV7VwDhDMQYA5HEaZnlQaRlj0mjlnDAnmeIvs-3fVm8rCarz2gJMMXofEGVA

Zindan iki hece
Mehmedim lafta!
Baba katiliyle
baban bir safta
Bir de 'geri adam';
Boynumda yafta


Halimi düşünüp
yanma Mehmedim
Kavuşmak mı? Belki,
Daha ölmedim...

***


Somurtuş ki bıçak,
nara ki tokat;
Zift dolu gözlerde
karanlık kat kat...
Yalnız seccademin
yönünde şefkat

Beni kimsecikler
okşamaz madem
Öp beni alnımdan,
sen öp seccadem!

***


Çaycı getir
ilaç kokulu çaydan!

Dakika düşelim,
senelik paydan!

Zindanda dakika
farksızdır aydan


Karıştır çayını
zaman erisin

Köpük köpük,
duman duman erisin!

http://tkfiles.storage.live.com/y1pvxXJpv_P1YJPomcW8jaIbo0TiH7TLuFFzUDVGfkFhXumLjUT5ls6wYEt4MwiwOePFOOzAnFyX7w
muhteşem klip, ve videolar.. İzlemenizi tavsiye ederim..
Ölmeden önce mutlaka izlenmesi gereken filimler..
http://blufiles.storage.live.com/y1pNk8vVUpwWSjtwqXIIimnBEuL2kOfUzwQb-0-_aTzIQw1oQBxctzwzvNwND610W4l
***
Bin Nemrut

Yüklendi omuzlarına!..
Bir Nemrutun
Ocağını!..

***
Bin uşakla

Harlasalar ateşi!..
Yine dönüşür
İbrahim'e Gül...

***

http://tkfiles.storage.live.com/y1pvxXJpv_P1YKCdRJraPRQS228pyANsw2Ob7awRS24L-BR8kY43ljVjrYZC7O_ieGUYCP10KWZWUI

> Yaşamak <
Adı için yaşamak...
Her nefeste
Adını solumak...
Ve düşmek !..
Adı için bin kere !..

Ve düşmek..
Sevdasıyla toprağa..

Risale-i nur'dan sadeleştirmelerle seçmeler...
Tavsiye sitelerim..

自定义 HTML




Çoktan terkedilmiş bu kırgın çocuklar
Hep seni çağırır rüyalar içinde
Bir gece vakti ayışığı elinde
Güneş bir elinde semadan gelsen…

Ya Rasulallah…

Çoktan terkedilmiş bu kırgın çocuklar
Seninle meydan okur karanlık yeryüzüne
Bir gece vakti dualar dilinde
Zırhın üzerinde semadan gelsen…

Ya Resulallah…



Sayfamı ziyaret edip de tıklamadan geçmeyin.. Blogumdan seçmeler..
第 1 张,共 61 张

>Ağlama Karanfil !..<

 

Avusturyalı Gencin Müslüman Oluşu

 

Yeni Space'm

Bu alan iptal olacak.

Bu adres üzerinden devam edeceğim inşallah..

Bazı arkadaşlara davet gönderilmiyor. Eğer isterler ise onlar davet göndersinler inşalllah...

selam ve dua ile..

>Çin İşkencesi<





ÇİN İŞKENCESİ - Emine ŞENLİKOĞLU


Beni derinden sarsan romanlardan biri..Bu roman, Çin zulmünün yaşanmış bir örneğini acı bir şekilde gözler önüne döküyor...

Müthiş sürükleyici!..

Kendinizi alamayacağınız muhteşem bir kitap!
Okunası, okutturulası...


Gözyaşlarınıza hakim olamayacaksınız!..
 
İnsanın insana reva gördüğü zulumlerin uzakdoğu kaynaklısını bize gösteren; bilinmeyen Türkistan gerçeğini bir kez daha gündeme getiren muhteşem eser. Çin zindanlarında işgence gören buna rağmen direnerek özgürlüğe kavuşmaya muaffak olan binlerce mahkumdan birinin hayatı.


***
Sevdiğim kız Aybalam bana el değil parmaklarını sallıyordu. Kimse görmesin diye elini kaldıramıyordu ama ben anlıyordum.
Annemin "kurtar Beni Kaan!" diyen sesi hala kulaklarımda
Bir alkışlık hürriyet lütfen !
Milletin içinde sevdiğim kız yüzüme tükürünce dünyam karardı.
Vayy komünizm vayy! Demek sen...
***

"Bugün dost yaralanmış yine gönlüm hoş değil"





"Bugün dost yaralanmış yine gönlüm hoş değil"



‘’Eğer siz İslam’la ilgilenmezseniz, İslam sizinle ilgilenecek!’’
Remy Leveau

 

30 milyon Müslüman Türk’ün, dert sofrasından yiyip içtiği acılı bir coğrafyadır Doğu Türkistan… ‘’Öz yurtlarında parya ‘’ olan bu insanlar, senelerdir zulmün en kallavisini işkencenin ise kralını görüyorlar… 

Kur’an okuduğu için gözleri oyulanlar, Türkçe konuştukları için kafası kolu kırılanlar, asimilasyon politikalarına karşı geldikleri için diri diri toprağa gömülenler, çırılçıplak soyulup saatlerce karda sürüklenenler, iki bacağı ayrı ayrı öküzlere bağlanıp o öküzlerin farklı yönleri itilmesi sonucu bedeni ikiye kayrılanlar ve şeytanın bile aklına gelmeyecek daha neler neler...

Bunlar yetmiyormuş gibi uzun yıllar nükleer denemelerde kobay olarak kullanılan bu zavallıların 210.000’i vefat etti, binlerce evladı da sakat doğdu… Sağlam doğanlarda Çin zulmü altında doğduklarına pişman oldular ya , oda işin öbür boyutu… Uygar dünyanın gözleri önünde hamile Türk kadınlarından vakumla cenin alındığında bugün demokrasi jandarması kesilen hiçbir devlet kılını bile kıpırdatmamıştı…



*  *  *

Bu coğrafya da 1949–1952 yılları arasında hunharca şehit edilen Türklerin sayısı;2 milyon 800 bin kişidir.

 

1952–1957 yılları arasında ise 3 milyon 509 bin kişidir.

 

Zulmün ivme kazanması ile 1958–1960 yılları arasında; 6 milyon 700 bin kişidir.

 

Zulmün doruğa çıktığı 1961–1965 yılları arasında ise; 13 milyon 300 bin kişidir.

 

Bu tarihten sonra Çin’in uyguladığı sistemli soykırım ve kıtlık politikaları sonucunda 35 milyon Müslüman Türk dünyasını değiştirmiştir… Yani Türkiye nüfusunun yarısı…

*  *  *

Peki neden? Müslüman ve Türk olan Uygur Türklerini öz yurtlarından bir şekilde ayırmak için… Sonuç? Sonuç şu; Önce Türkleri yıldırıp yurtlarından çıkarmak için bir asimile politikası, tutmayınca; Çinli göçmenleri bölgeye yerleştirme planı… Bu planın sonuçları çok entrasandır!1953 yılında bölgede %75 Müslüman Türk %6 kadar Çinli yaşarken, bugün %38 Müslüman %58 Çinli yaşamaktadır…

*  *  *


2005 yılından beri ise Çin hükümeti bu politikanın bir sonucu olarak, binlerce Türk kızını Doğu Türkistan bölgesinden zorla alıp Çin’in iç kesimlerinde çalışmak zorunda bıraktı. Bu işin ekonomi ile hiç alakası yok! Binlerce yıllık tanışıklıktan dolayı Türk ahlakını çözen Çinliler Türk aile yapısının mihenk taşı olan Türk Kızını mahvetmeye, fuhuş ve taciz ile onun iffet ve izzet abidesi duruşunu bozmaya çalışmaktadır. Son olaylarda bu ahlaksız yaklaşımın bir sonucu… Ama dünya yine kör yine sağır…

 

Çünkü zulme uğrayanlar hem ‘’Müslüman’’ hem ‘’Türk ‘’

 

Vurun abalıya…

 

Vurun mazluma...


Osmanlı Tarihçisi ve yazar : Ozan Bodur

***



Çocuklardan Marşlar


Küçük çocuklardan Çok eski marşlar. Uzun zamandır arıyordum, nihayet buldum. Sizlerle de paylaşmak istedim. Afkan Dağları, Kurşun Gazeli (Savaşa Girdi Kalbim), Ölmez Mücahitler, Mücahidler GeliyorÇatlasa Dünyanın Sabır Taşları, Hayat İman ve Cihad (Ey Şehit), Kurşun Kurşun Üstüne, Şehit Türküsü küçük mücahidlerin ağzından.



Afgan Dağları


Afgan dağlarında kar kucak kucak
Ne ev, ne bark kalmış, ne de bir ocak
Bizim evimizse, yaz gibi sıcak
Kalmak istesen de, kalamazsın ki!

Ey Moskof kafiri, ey yüzü kara
İnşallah bulursun, belanı ara
Afganlı kardeşin her yanı yara
Sarmak istesen de, saramazsın ki!

Beyaz kar üstünde kırmızı kanlar
İslâm'ın yoluna verilen canlar
Var mı bir Müslüman cihaddan yana
Sormak istesen de, soramazsın ki

Afgan' da olanlar yürekler dağlar
Cihad eden değil, etmeyen ağlar
Îmanın bağı, bizi oraya bağlar
Kırmak istesen de kıramazsın ki!


Kurşun Gazeli (Savaşa Girdi Kalbim)

Savaşa girdi kalbim bin yara aldı beni,
Ne denli acı varsa aradı buldu beni.

Seni bir bomba gibi taşımak bu gögüste,
Bir Ebu Bekir kıldı bir Ömer kıldı beni.

Kurmak bizlere düştü kalbi sökülmüş çağı,
Buyruk en ağır yükün altına sardı beni.

Parça parça bir yürek, delik deşik bir bağır,
Bir beş değil sevgili, bin kurşun deldi beni.

Bir de bakışlarındır kurşun gözlerin senin,
Kılı kıpırdamadı el gördü geldi beni.

Böyle çıktım alana ve yürüdüm yürüdüm,
Ne görebildi kimse ne de anladı beni.

Ve put alanlarından geçtim İbrahim gibi,
Bir savaş bildi beni, bir eylem bildi beni.



Çatlasa Dünyanın Sabır Taşları

Çatlasa dünyanın sabır taşları
Dürülür defteri zulümün bir bir
Elvan elvan çiçek açar sabahlar
Bugün olmazsa yarın bir gün mutlaka

Bir ömür beklemek kahır yüküdür
Dağlar kente yürür mekan kımıldar
Gönülden gönüle bir sevda akar
Bugün olmazsa yarın bir gün mutlaka

Türküler söylenir cihad üstüne
Sabah yakındır derim gece üstüne
Dünya kıyama doğru ezan sesine
Bugün olmazsa yarın bir gün mutlaka

Şarkı benim, cihad benim, umut ben
Sabır benim, zafer benim, müjde ben
Yüreğim bir bomba ateş bekleyen
Bugün olmazsa yarın bir gün mutlaka



Hayat İman Ve Cihad (Ey Şehid)

Hayat iman ve cihad alnımızın yazısı

Gözlerimde bir hırsı kamçılayan bir arzu

Sana ulaşan çağrı

Ey şehid ey şehid

 

Alnı öpülesiler her biri bir dağ gibi

Düşseler vurulup da kanlarıyla boğacak

Zulmün soğuk sesini

Ey şehid ey şehid

 

Gün geçtikçe büyüyor gönüllerin ateşi

Taş yürek ses veriyor doğan İslam güneşi

İlk düşen sensin yola

Ey şehid ey şehid

 

Çırpınan kuş misali kalbim sığmaz kabuğuna

Allah için bir mermi çıkarırken katına

Çağırsın ardımızdan

Ey şehid  ey şehid


Ölmez Mücahitler

Allah için savaşta
Yenilgi yoktur asla.
Kanlarımızla atarız
İmzamızı her asra.

Ölmez mücahidler ölmez
Kalpte iman sönmedikçe.
Sönmez imanımız sönmez
Mücahidler ölmedikçe.

Cenneti satın aldık
Kanlarımız pahası.
Hak boya ile boyandık
Yoktur alın karası.

-nakarat-

Gençler, çocuklar, büyükler
Herkes o günü bekler.
Kundaklardaki bebekler
Dillerde allahu ekber



Kurşun Kurşun Üstüne

Anne benim babam yok mu
Nerde kaldı gelmedi
Hep yetimler yüzü güldü
Benim yüzüm gülmedi

Kurşun kurşun üstüne
Kurşun Mehmed üstüne
Şehid oldu senin oğlun
Fatma ana üzülme

İmansızlar toplandı
Pusu kurup saklandı
Mehmed ordan geçer iken
Al kanlara boyandı

Kurşun kurşun üstüne
Kurşun Mehmed üstüne
Şehid oldu senin oğlun
Fatma ana üzülme

 

Şehit Türküsü


Şehit tahtında Rabbe gülümser
Ah binler ce canım olsaydı der
Şehit tahtında Rabbe gülümser
Canım bedeli bir sofradan yer

Ümitsiz olmaz ümitsiz olmaz
Sevdasız olmaz sevdasız olmaz

Dağları oyup zindan etseler
Allah nurunu söndüremezler
Dağları oyup zindan etseler
Davamın önüne geçemezler

Yarasız olmaz Çilesiz olmaz
Şehitsiz olmaz Kurbansız olmaz

Şehit tahtında Rabbe gülümser
Ah binler ce canım olsaydı der
Şehit tahtında Rabbe gülümser
Canım bedeli bir sofradan yer

Karanlık ölür zülümat ölür
Gözler önünde ve Ölüm ölür

Anladım artık Uhud ve Bedir
Ve Ümit sevda Şehadet nedir
Soludum Kanri Mahşer anını
Ümidi Şehidi ve Sevdayı

Şehit tahtında Rabbe gülümser
Ah binler ce canım olsaydı der
Şehit tahtında Rabbe gülümser
Canım bedeli bir sofradan yer

______

Eski marşlar eski ilahiler Afkan Dağları  Afgan dağları Afkan dağlarında Afgan Dağlarında Kurşun Gazeli Savaşa Girdi Kalbim Ölmez Mücahitler Ölmez Mücahidler Çatlasa Dünyanın Sabır Taşları  Mücahitler Geliyor mucahitler mucahidler Hayat İman ve Cihad Hayat İman Ve Cihat Ey Şehit Ey Şehid Kurşun Kurşun Üstüne Kurşun Kurşun Üsdüne Şehit Türküsü Şehid Türküsü küçük mücahidlerin ağzından küçük mücahitlerin ağzından küçük mücahidlerden küçük mücahitlerden küçük çocuklardan küçük çocuukların ağzından full albüm cocuk sarkilari Çocuk şarkıları islami marşlar marslar cocuk marslari çocuk marşları müziksiz marşlar muziksiz ilahi neşit neşid nasheed indir dinle download dovnload indir indir

Dünya Bir İnklap Bekliyor




Kitap, her sayfsı ayrı ayrı incelenecek bir kitap. Acizane bir numunesini paylaşalım.

.......................

Dikkat:

Bence en büyük haksız, haklıyken ,karşı tarafın eteğine yapışıp, ona: " Gönüldaş! Ne yapıyorsun?... Küfür topyekun üzerimize gelirken takındığın bu ayrılık ve eyrılık tavrı ne faciadır! " demeyendir!...

Bence en büyük haksız, her itişe kakışa hatta her hakaret ve acı mukabeleye katlanıp sonuna kadar ara bulmaya çalışmayandır.

Taraflar arasında küfür ve ihanetten gayrı her, herşey, herşey görmezlikten gelinecek, böyle birşey zuhur ettiği anda da o taraf her tarafça, gık demesine, saflarımızdaki bir anlık boşluğu ilân etmesine bile imkân bırakılmadan tepelenecektir.

İslam hikmetii budur, İslâm siyaseti budur; ve bizim şu zavallı halimiz "ayrılık çıkaranlar bizden değildir" hadîsinin kılıncına karşıdır.

İyice bilmek lâzımdır ki, bu memlekette bütün şubeleriyle küfrün, boğazlamak üzere her an bıçağını bilediği, ne şu, ne bu birlik, dernek, ocak, ne Süleymancı, ne Nurcu, ne İmam hatipli vardır; sadece Müslüman vardır; Müslümanlık ve Müslüman!...

Esir kampları halinde Müslümanları depo etmekte kullanılan hangar mânasiyle değil, kâinata hâkim saray mânasiyle camii ve ruhu kurtarmak isteyenler, birleşiniz!...

Komünistler, 19. asrın ortalarında yayınladıkları meşhur (Manifest)lerinde şöyle bağırıyorlardı:

_ Dünya proleterleri birleşiniz!

Biz de 20. asrın sonuna doğru şöyle haykırıyoruz:

_ Müslüman Anadolu gençliği! Birleşiniz! Gerçek İslâmlığın bu sahada ruhu kurtarıcı ve muvazeneyi kurucu hakikatini bütün insanlığa arzederek, her haliyle yeni ve güzel örneği nefsinizde çizgileştiriniz, renklendiriniz, maddeleştiriniz! Ve dünyaya haykırınız: " Ben İslâmın gerçeğindeyim; ve gerçek İslâm bende!... 20. asır tufanından kurtulmak isteyen, Nuh'un yeni gemisine buyursun!

Evet ey yeni gençlik! sana düşen, bu tayfun ve kasırga asrında Nuh'un yeni gemisini kızağa koymaktır.

Hak yardımcın olsun!...


.................

Necip Fazıl'dan Birkaç Vecize..


-Tomurcuk derdinde olmayan ağaç, odundur...

-Zaman insanları değil, armutları olgunlaştırır..

-Ah şu moda! Şahsiyetsizliğin en güzel sembolü modadır!..

-Kökünü beğenmeyen dal ve dalını beğenmeyen meyve olgunlaşmadan çürür.

-Tarafsız diye bir kelime yoktur. Hakikatin taraflısı olmaya “tarafsızlık” diyoruz.

-Batı, bir çirkini güzelleştirme davasında, biz hudutsuz bir güzelliği çirkinleştirme yolundayız...

-Güzellik esrardadır... Bu yüzden ki güzel peçe altındadır.

-İslam’ın nazarında makbul sermayedar, paraya hakim adamdır, paranın hakim olduğu adam değil.

-Devler gibi eserler bırakmak için, karıncalar gibi çalışmak lazım.

-Felsefe; Bulmanın değil, daima aramanın yolu!..

-Ağlayabilseydiniz, Anlayabilirdiniz...

Üstaddan birkaç nükte.. (Resimli)


Üstadın nüktelerinin ve hatıralarının  resimli  formatı..

 Gerçek boyutundan [ 800 x 577 ] 64% oranında küçültüldü - Tam boy görmek için tıklayınız


 Gerçek boyutundan [ 707 x 749 ] 72% oranında küçültüldü - Tam boy görmek için tıklayınız



 Gerçek boyutundan [ 600 x 600 ] 85% oranında küçültüldü - Tam boy görmek için tıklayınız



 Gerçek boyutundan [ 864 x 864 ] 59% oranında küçültüldü - Tam boy görmek için tıklayınız

>Fatih Dirilecektir!<






Fatih Dirilecektir! - Necip Fazıl KISAKÜREK (Başmakâlelerim 1'den)


Birgün Fatih dirilecektir!!! Evet, lâf ve hayal âleminde değil, doğrudan doğruya madde ve hakikat dünyasında Fatih dirilecektir!!!

Birgün, Fatih, sandukasının ihtiyar kapağını genç omuzlarıyle kaldırıp ufkî vaziyette şakulî hale geçecek; ve İstanbulun Divanyolunda görünecektir!!!

Birgün onu kâfurdan yontulmuş asîl ve mevzun parmaklarıyle kılıcının kabzasını kavramış, zarif ve ince endamıyle bir masaya eğilmiş ve gök gözleriyle dünya haritasını süzmeğe başlamış olarak göreceğiz. Başındaki heybetli kavuğu, Uludağ'dan daha haşmetli görünecektir.

Yürüyecek, semavî bir tecelli karşısındaymış gibi çılgın saflarla kendisini halka halka kuşatıcı yığınlar içinden geçip yürüyecek,kimsenin yüzüne bakmıyacak ve doğru o noktaya,nazik noktaya gidecektir. Fetih günü camiye çevirdiği, ilk cuma namazını içinde kıldığı ve hutbesini bizzat okuduğu Ayasofyanın karşısında, şâhâne gözlerinde bir çift gözyaşı incisi, şöyle mırıldandığı duyulacaktır:

-Türkün dâvasına ve tarihine hangi ihanet, bir camiin müzeye çevrilmesine eş olabilir?

Sonra Fatih, aynı çılgın halk safları içinden süzülüp Süleymaniye camiinin önüne çıkacak, muhteşem mâbede bakacak ve diyecektir:

-Bir zamanlar, belli başlı bir iman ve dünya görüşü mihrakının içinden zaman ve mekâna tahakküm eden Türk milleti, bu eseri verdikten ve her eserini bu eserle denkleştirdikten sonra, asırlar boyunca bu esere bitiştirdiği teneke eserler ve hep aynı tenekedenlerden mamul işler seviyesine nasıl düşebildi?

Fatihin bu dirilişi beş asır evvelden beri sarsılmaya, üç asır evvelden beri kararmaya, bir asır evvelden beri feda edilmeye, yarım asır evveleden de hıyanete uğramaya başlayan Türk haklarının terazi kefesine konacağı ân olacaktır.

İşte o gün başımızda olacak yüceler yücesi, günün gerektireceği üstün kurtarıcılık vasıflarına göre, ruhiyle olduğu kadar cismiyle de Fatihten başkası olmayacaktır!!! Zira Türk Milletinin içindeki Fatihlerin harekete geçmeleriyle, onun, aynen sandukasını devirmiş, ayağa kalkmış ve kalabalıkların önüne geçmiş vaziyette meydana çıkması, iki hayali birbirine tıpatıp intibak ettirici en mesut ahengi doğuracaktır!!! Kendi içinde olmuş bir olmuş cemiyetin dışarıya doğru fetih hamlesini temsil eden Fatih, bu defa,aynı cemiyetin, hem kendi içine,hem de dışına doğru mefkûrevî fetih hareketinin timsali olacak; bu da, beş asırdır sandukasının içinde ders alan Fatih'in ulaştığı son kemâl haddini gösterecektir!!!

Bu millet ölmiyecekse,bu Fatih dirilecektir!!!!


Ben, Filistinli Çocuk!

 


Ben, Filistinli Çocuk

Ben Filistinli Çocuğum!
Yoksul, Aç
Bir Dilim Ekmeğe, Bir Dilim Suya Muhtaç!

Ben Filistinli Çocuğum!
Açsa Güzel Çicekler Görmez Gözüm
Bana Silah Uzanır Gül ve Çiçek yerine...
Burda Gül Değil Gülleler Vardır

Ben Filistinli Çocuğum!
Unuttum Oynamayı Unuttum Oyuncakları
Bir Tek Oyun var Bildiğim
Sapan İle Savaşmak!..
Silahtan Başka Oyuncakta Göremedim Zaten

Ben Filistinli Çocuğum!
Doğduğumda Kendimi Savaş İçinde Buldum
Gözümden Yaş Değil Kan Gelir!
Ben Dövüşürüm Zulmün Tahtına Karşı!
Oyun Nedir Tatmadım Ben
Benim Oyunum Savaşmak
Hem Oyunda Vurulursan Ebe Olunur
Ben Oynarken Şehit Olurum!..

Ben Filistinli Çocuk!
Ne Zaman Duyulacak Feryadım?..
Ne zaman Duyulacak Ahım?..
Ne Zaman!..

Ne Zamanı Yok Artık!
Düşünecek Vakitte...
Sen Okula Başladığında Ben Savaşta Olacağım
Kitap Defter Göremeden
Kuş Nedir Çiçek Nedir, Sevgi Nedir Bilemeden

Ben Filistinli Çocuk!
Söyleyin Nedir Benim Günahım?..
Ne Zaman Duyulacak Feryadım?..
Ne Zaman Duyulacak Ahım, Ne Zaman?..
Vatanında Garip Esir Gülmeyi Unutmuş
Gözümden Boncuk Boncuk Yaş Değil Kan Gelen
Çocuklarda Olduğunu Bilmenizi İsterim

Ey Yeryüzü Çocukları!..
İnsanlık Ölmesin Diyenler!..
Kardeşsek Eğer;
Gelin de Berber Gülelim!
Beraber Oynayalım!
Beraber Yaşayalım!

Vasiyet


VASİYET


İmansız askerin,korkak paşanın
Bir boyuna bir de enine tükür.
Kaçarken vurulup yere düşenin
Bir leşine bir de kanına tükür.
***
Ölürsen de hak yedirme,hak yeme;
Aka kara,karaya da ak deme.
Adaletten ayrılırsa mahkeme,
Bir hakime bir de kanuna tükür.
***
İlaç olsa içme düşman tasından
Sakın taş attırma dost arkasından
Kim ikiyüzlüyse tut yakasından
Bir yüzüne bir de canına tükür.
***
Millet parasından verdirme parsa;
Edirne'den Van'a,Muğla'dan Kars'a
Nerede sahte bir kahraman varsa
Bir resmine bir de şanına tükür.
***
Kesmekle kısalmaz cömerdin eli
Yiğidin adına eklerler deli.
Baban olsa bile Allahsız ölü
Bir ruhuna bir de sinine tükür.
***
Bırak hesabını ölüm kalımın
İnanmışa zulmü ne ki zalimin
Manayı reddeden sözde alimin
Bir ilmine bir de fenine tükür.

Abdurrahim Karakoç

Cinnet Mustatili-Necip Fazıl KISAKÜREK


http://www.buyukdogu.com.tr/images/kapaklar/02B.gif

Üstadın hapishane anılarını kaleme aldığı, 'cinnetin tatile çıktığı yer' manasına gelen 'Cinnet Mustatili' isimli kitabından notlarım arasına yansıyan kısımlar.. Tek kelime ile muhteşem bir kitap...

***

Ah biz;bizim halimiz! Mazlumlukta bu kadar da derinlere inilir mi? Biz indikçe karşı taraf, uzattıkça uzatıyor iten ayaklarını...
Tamamen kanuni haklarımız önünde nefes almak kadar tabii bir hareketçiği bile cinayet saydırıyorlar. Ortalığa hâkim sürüye galip, birkaç yaygaracı şirret yüzünden bir(katakomp) hayatı yaşıyoruz. İster istemez boşlukta mekân işgal etme hassasına malik olduğumuz için, biz 25 milyon Türk, bu 2,5 kişiden adeta af dilemek mevkiindeyiz. Bu halimizi görmüyorlar da, bizi irticai ayaklandırmakla suçlandırıyorlar. Hayır, efendim; asıl siz küfrü ayaklandırmak ve Müslümanları büsbütün ezdirmek için bahane arıyor ve buluyorsunuz!

***

'Bir mısraı bir millete şeref vermeye yeter!..' Bu söz benim iman tarafım belli değilken, o hengâmede, bugünkü düşman cephesinin en kodaman kalemlerinden biri tarafından hakkımda kondurulmuş teşhistir.

Yarabbi; nezdinde, kendimi, en aşağı müminlik mertebesinin ancak ayak tozlarını silmeye memur bir dereceye bile layık görmeyerek böyle bir iddiadan kemiklerim ürpererek kaydediyorum: Sadece senin dininden, hak olan yolundan, tek olan kapından nefret ettikleri için, nefret edilmek bana ne muazzam payedir! Bu payeyi bana sen, hayatım ve bütün insanların hayatı gibi, meccânen, yoktan, tek liyakat ve istihkâkım olmadan verdin; ve benim ağzımla değil, düşmanlarımın lisaniyle izhar ettin. Artık ben nasıl susabilirim? '

***

Küfür, varlık ve ruh hisarımızı baştanbaşa; taş taş yokladıktan sonra, bizi en zayıf bulduğu noktadan vurmak istiyor. O da, kendisini Müslüman sanan ve şuursuz bir şahadet kelimesi ve kalbin refakat etmediği beş vakit namazın sesi altında uyuyan insanları uyandırmak kabiliyetinde bir adam çıkınca, onu lekelemek, bu oyuna kolayca inandırmak; ve asırlar boyunca aldatılmış ve apıştırılmış olan bu kitleyi yine aldatıldığı vehmiyle dağıtmak, teker teker nefs deliğine kaçırmak, başsız ve rehbersiz bırakmak..

Anlıyor musunuz??? Allah rızası için bu hikmeti, anlayanlar anlamayanlara, bir kere, bin kere, milyon kere anlatsın! Sizin anlayacağınız, "Bu memlekette din serbesttir!" dedikleri şey, her ferdin, ikinci fertle bir irtibatı olmaksızın, kendisine benimsemekte güya hür olduğu o şuursuz şahadet kelimesiyle, kalbin ve idrakin refakat etmediği o beş vakit namazdan ibarettir. Böyle insanların ikisi, yirmi ikisi, yirmi iki bini veya yirmi iki milyonu da, iç halini bir yüz karası gibi gezdiren ve gizleyen bir tek fertten, tek fertçikten ibarettir.

Hâlâ mı anlamıyorsunuz???


***

Kapıları kırmak , camları zangırdatmak , toplantıları dağıtmak , rüzgarı bekletmek , dalgaları dondurmak , mezar taşlarını tırmalamak ve haykırmak ve herkesin beni deli sanacağı, şu basit , son derece basit sözü söylemek istiyorum; "Allah var, daha ne istiyorsunuz? İşte her an yeni , her derde deva , her gayrete mesned ebedi haber! Allah var fakat bizim ondan, yalnız sorulduğu zaman haberimiz var!.. O da yok!.."

***

Ne Malatya işini yapanların İslam ahlakı ve hikmetiyle alakaları vardı; ne de şimdi bana selam vermekten bile çekinenlerin böyle bir alakası var... Düşmanlarımız; gemi azıya almış olan küfür yobazları, bu yarım Müslümanlardan mı korkuyor? Ya tam Müslümanlarla dolu olsaydı bu diyar, ne yapacaklardı ?..

***

Beni seni olduğu kadar ahmak tahriklerini üfürenlerin nihayet bize değil, devlet büyüklerine hakaret ettiklerini, onları enayi farzettiklerini, aynı devlet büyükleri herhalde anlıyor.

***

Bu nevi müslümanları düşünüyorum da ürperiyorum! Günahı ayrı, fakat en küçük duygu ve tefekkür çilesi olmadan bedava iman sahipliğinin bir şaheseriydi bizim faturacı bey...

***

Gazetelerde bahsimiz uzaktan yakından yine tütüyor. Bu gün de şu: Güya mürteciler istanbul radyosuna bir tehdit mektubu göndermişler... Radyoda kadınların şarkı söylemesi günah olduğu için onları öldüreceklermiş...

Bir bu eksikti! Zavallı mürteciler, namevcut mahluklar!.. Böyle şeyleri onlar düşünmüyor, onların adına din düşmanları tasarlıyor.

***

Bizde hapishane, hiç bir suçun ıstırap ve intibah yatağı değil, her suçun tam teşekkül ve tekemmül akademisidir. O bir yılanlı kuyudur; ve bekçileri, içine değil yanlız kapağına hakimdir. Herkesi, her nevi insanı, kuyunun kapağını aralayıp buraya atarlar. Atılan, ister tırtıl veya solucan olsun...Ya kuyunun dibinde yılanlaşacak yahut yılanlara gıda olacaktır.

***

"Müslümanlığı meneden mi var; Müslümanları istedikleri gibi ibadetten, camilere dolup dinlerinin bütün icaplarını yerine getirmkten alıkoyan mı var?"

"Ah bü fikirler beni delirtti" demesi gibi Prens Hamletin, bu şeni tekerleme idrakimi yakıyor. Evet, Müslümanları meneden yoktur; yanlızca 25 mlyonluk bir kütlede her Müslüman, uyuzunu kaşır gibi bu halini en mahrem ve ferdi plana gömmeye, 25 milyoniyle böyle de olsa, iki buçuk ferdiyle içtimai ve maşeri sahada görünmemeye mahkum... Müslümanlığa meydan kapalı, gazete kapalı, kürsü kapalı, her türlü telin ve telkin ve ifade yolu kapalı, yanlız uyuzhane halinde doldurmalarına müsade edilen camiler açık.

Bu hal, ortada camilerin cesedini bırakıp ruhunu sinsice idam etmekten farksız; ve belki camileri alelen yıkmaktan beter! O halde bu memlekette Müslümanlar, 25 milyon kişi değil, pek yakında geberip gitmesini bekledikleri bir tek kişidir. Zra ferd halinde hür, fakat cemiyet halinde mahkumdur o... Mahkum eden de hususi bir (klik)...

***

_Size nasıl "güle güle!" desin? Ya beş yaşındaki çocuğu Büyük Doğu'cu diye tevkif ederlerse...

***

Göğü kapatabilirler, bizi üstümüzden kilitleyebilirler, dişlerimizi ciğerlerimize geçecek şekilde ikibüklüm oturtabilirler, fakat zamanı doldurabilirler miydi? Sadece bu teselliye yapıştım; ve duvardaki "ah"lar, "of"lar, yazılar, resimler arasına cihanın en derin sözlerininden bir tanesi bildiğim bir levha astım hayalen:

"Bu da geçer yahu!.."

***

Nefs bir köpektir, ve kendisi için değil, hak için girişilen işlerde bile kendisine pay çıkarmaya bakar. Hak için hazırlanan bir yemeye nefsin sevdiği unsurları katmamak ve ona hiçbir şey tattırmamak çok zor!

***

_Amma bu işin şaşmaz bir doğrusu var: gerçekten iman aşkı, cesaret, ümid, sabır, tevekkül... İnsanı yalnız bunlar kurtarabilir. Bunlarla dol ve ez kafasını ruhundaki ejderhanın!..

***

Bize bu acıları tattıranlara karşı Allah'ın en büyük intikamı, bu acılardan sonra ve bu acılar sayesinde ereceğimiz (erdiğimiz) ruh kuvvetidir. Ben bu satırları yazarken (ereceğimiz), siz bu satırları okurken (erdiğimiz) İnşallah... Dikkat edin; şimdiden "hamdolsun" diyorum.

***

...Bir de koğuşumun camekanlı giriş holünün arkasındaki Ebe Okuluyla, ta karşıdaki Haydarpaşa Lisesi arasında aşna-fişnalar...
Bu nebati mahluklar, yumurtasından çıkarçıkmaz suya koşan ördeklerin iç güdülerini ne de parlak temsil etmekte!...

***

Sabah, Merkez Komutanlığı... Tabutluklar dairesi...

1 metre genişlik ve 2-3 metre uzunluğunda, basık, içinde teneşirimsi tahta bir kerevet, boğucu, daha doğrusu çıldırtıcı hücre... Duvarlarda türlü türlü lekeler, tırmıklar, yazılar... Bir kan pıhtısı üzerinde insan saçları... Bu tabutluklardan bilmem kaç tanesinin yan yana sıralı olduğu bir dam altındayız.


Beni ikiye bölünüp kendi kendimi yemeğe mahkûm eden bu türlü yalnızlıkların üzerimdeki tesirini "Paşa Kapısı" bahsinde gördünüz. Hele böylesi?.. Ya burada günlerce bırakılacak olursam?.. Ölümden beter!..

Hücrenin kapısındaki delikten bana bakan ere bir pusula uzatıp kumandana götürmesini istiyorum. Kumandandan ricam beni bir an kabul etmesidir. Kabul ediliyorum. Beni alıp kocaman avludan geçiriyorlar, Kumandanlık dairesinde bir kat yukarıya çıkarıyorlar ve kapısında "Merkez Komutan Yardımcılığı" yazılı bir odaya sokuyorlar. Orta yerdeki masada kır saçlı, penbe yüzlü, mavi veya açık elâ gözlü, bir kurmay yarbay veya binbaşı oturuyor. Etrafında da, her halde beni görmek için toplanmış, muhtelif rütbelerde, 10-12 subay...

İsminin sonradan "Dâniş" olduğunu öğrendim kır saçlı kurmay sordu:

- Ne istiyorsunuz?..

Kendisine, hücrenin üzerimdeki hususî tesirini anlatıyor, bunun bir mizaç ve hassasiyet meselesi, benim için dayanılmaz bir işkence olduğunu söylüyorum. Sırf bir kıyas unsuru diye de, yanıma bir kedi verilse teselli bulacak derecede yalnızlık vahşetinden ürkmüş bir insan olduğumu anlatıyorum.Kır saçlı kurmay, gayet sinsi bir gülümseyişle lütufkârlığını gösteriyor:

- Peki, şimdi yanınıza bir kedi gönderirim!

Kedi yerine yanıma, iri yarı bir yüzbaşı gönderildi. Bu yüzbaşının bana söylediği tek söz şu oldu:

- O yazıları sen mi yazdın, namussuz?..

Ve yüzbaşı, eli, kolu, dili ve yolu bağlı adamı, posta erlerinin gözleri önünde, hallacın şilteyi dövmesi gibi, tokat, yumruk ve tekme altında hırpaladı. Gık demeden dayağı yedim. Ağzımdan süzülen bir kan şeridi, kendi acımı hissetmekten, ziyade kahramanımın edasını seyretmekten geri kalmadım.

***

Rüzgar


Rüzgar...


Mermere desen gibi nakış nakış gönlüme

Savaş ritmi işledi geçerken şu yıllar..

Duvarları sabırdan yürek yıkılmaz kale!

Hangi yönden esersen es deli rüzgar!..


Bu sevda sürgününü uzatırken zamanlar

Ruhumda filizlenir hasret adlı çınarlar

Vurulsa her yanıma zincirler prangalar;

Hangi yönden esrsen es deli rüzgar!..


Anlara bölünürken kurşun geçmez akşamlar

Sabahı iple çeker kan taşıyan damarlar!

Özgürce çırpınmayı düşlüyorken kanatlar;

Hangi yönden esrsen es deli rüzgar!..


Eşref Ziya Terzi




Nereye?

Nereye?

http://www.vaveyla.net/wp-content/uploads/2007/10/Alone_by_Bierberg.jpg

Nereye?

Nereden kaynıyor hayat ırmağı
Bu durmaz karanlık akış nereye
Annem mi açılan mezar kucağı
Ebedi geceden bakış nereye?

Artık ne mavilik ne pembe bahar!
Ne mehtap ne sahil ne sandal hep kar...
Söyleyin benimle uçan ey kuşlar
O yazlık dünyadan bu kış nereye?..

Eşref Ziya Terzi

Üstad Necip Fazıl Kısakürek'in ardından...


Üstad Necip Fazıl Kısakürek'in ardından...


http://i248.photobucket.com/albums/gg174/yakarisvedirilis/images24.jpg?t=1243270691
 
 
   
 
Ruh

Ya bin yıl, ya bin asır sonra o gün gelecek.
Koklarken küllerimi mezarımda bir böcek
O kadar yanacak ki, bir yüksüklük toprağım,
Yerden bir damar gibi kopup fışkıracağım!
Ve birden bakacağım, her tarafım bitişmiş,
Başım, toprak altında bir mâden gibi pişmiş.
Nefesten daha ince bir ipek kumaş derim;
Fosfordan daha parlak, ince uzun ellerim.
Dalacağım kendimin hayran seyrine,
Diyeceğim: Bu dönen şeyler eski yerine,
Benim diye baktığım şeyler miydi bir zaman?
Külümün rüyası mı yoksa gördüğüm?.. Aman!
Başımda açılacak fânilerin seması
Ve onların taprağa gerçek diye teması,
Bir tatlı vehim gibi içimi bayıltacak;
Toprağın, koşacağım, üzerine yalınayak;
Şehrin, dolaşacağım kuş gibi etrafında;
Bir beyaz hayaletim upuzun çarşafında,
Gezeceğim, doğduğum evin odalarını,
Geceleyin, koskoca şehrin lâmbalarını,
Bir keskin üfleyişim söndürmeye yetecek;
Korku, şehrin çelikten sesini tüketecek.
Her şey susacak o ân, çalınacak kapılar;
Kiremitleri yaprak yaprak alan bir rüzgâr,
Ağzımdan haykıracak, uzun, gizli, çapraşık...
Erişilmez fikir ki, düğüm düğüm dolaşık...
Sarıldıkça boşanan yumak, çözülen demet;
Başı görünmez hayâl, sonu gelmez nedamet...

NECİP FAZIL KISAKÜREK
 
 
Necip Fazıl’ın ölüm anında son sözü...
Yıllar nasıl da su gibi akıp geçiyor...

Ünlü şairimiz Necip Fazıl Kısakürek vefat edeli bugün itibari ile tam 26 yıl olmuş. Sanki dün gibi...

26 Mayıs 1904 perşembe günü İstanbul'da doğan şair Necip Fazıl, 25 Mayıs 1983 tarihinde vefat etti. Günü gününe tam 79 yıl yaşadı.

Milli Şairimiz Mehmed Akif’i vefatında nasıl ki gençlik omuzladı ise, merhum Necip Fazıl da benzer bir cenaze töreni ile toprağa verildi. Hatta hiç unutmuyorum, cenazesine katılan sınıf arkadaşlarımdan o gün Sıkıyönetim Komutanlığı tarafından gözaltına alınanlar olmuştu. Kimin gözaltına alındığını ertesi günü sınıfın yarısı okula gelmeyince ancak anlayabilmiştik. O kadar zor, özgürlükler açısından o kadar sıkıntılı günlerdi.

Mayıs ayı Necip Fazıl’ın hayatında hep sırlarla dolu oldu. Tam 26 yıl önce yine gizemli bir Mayıs gecesinde, takvimlerin 25 Mayıs 1983 gece yarısını gösterdiği saatlerde, hastalığının ilerlediği dakikalarda yatağından hafifçe doğruldu, elâ gözlerini pencereden dışarıya çevirdi, derin karanlığa baktı.

Ne gördü bilinmez; ateşin verdiği etki ile kırmızıya yakın pembeleşen dudakları hafifçe kıpırdadı ve "Demek böyle ölünürmüş!.." dedi...

Kimbilir belki de o an, ölüm meleğinin (Azrailin) evine teşrifini gördü...

Nitekim bu söz sözlerinden hemen sonra şahadet getirerek son nefesini verdi.

Geride güzel bir vasiyet bıraktı. Sevenleri de gereğini yaptı.

Vasiyeti ilk okuduğum andan beri çok hoşuma gitti. Her cenaze töreninde merhum Necip Fazıl’ın vasiyetinde yer alan bazı maddeler gelir aklıma.

Hele, Türkan Saylan’ın cenaze töreninde uzunca bir konuşma yapan ve evvelce de müftülük yaptığı söylenen din görevlisinin tutumunu görünce, Necip Fazıl’ın vasiyetini hatırlamamak mümkün değildi.

Bu din görevlisi beyefendi kendisine yapılan alkışlardan çok hoşlanmış olacak ki, hemen başucunda dikildiği cenazenin yanında konuşmasını yaparken, ‘İslam geleneğinde alkış yoktur, dinimize göre cenaze şöyle uğurlanır...’ diye bir kez bile olsun hatırlatma gereği duymadı. Aksine, olan bitenden memnun gibi hali vardı.

Halbuki o sırada çok sayıda kanal canlı yayındaydı. Onbinlerce kişi cami avlusunda ve yakın çevresinde, milyonlarca kişi de ekran başında cenaze törenini izliyordu.

Eğer bu din adamı tam da böylesi bir anda İslam’a uygun cenaze uğurlaması nasıl olur meselesine sadece 1 dakika temas etseydi, şuna kuvvetle inanıyorum ki, din görevlisi olarak hayatını geçirdiği tüm zamanlar boyunca kazandığı sevaptan ve işlediği hayır amelden zannımca daha fazlasına o dakikalarda nail olurdu.

Kime nasip olur ki aynı anda milyonlarca kişiye bir cenaze vesilesi ile de olsa hitap etmek. Bundan daha önemli fırsat mı olur. 20 dakika Türkan Saylan’dan söz ettiği kadar, 1 dakika da İslam’a göre cenaze adabı konusuna girseydi. Bu vesile ile, böylesine yararlı bir bilginin kendi cenazesinde toplumla paylaşılmasına vesile olan Türkan Hanım’ın da bu sevaptan hissedar olmasına zemin hazırlasaydı.

Tam bu aksine bu beyefendi, tam da o noktada gerekli ikazları yapmamak suretiyle cenazeye alkış yapılması gibi çirkin bir davranışın meşrulaşma eğilimine girmesi gibi bir anlayışa da zemin hazırladı. Normalmiş gibi algılanmasına neden oldu.

Yazımızı, merhum Necip Fazıl’ın uzunca vasiyetindeki cenazesinin nasıl kaldırılmasını istediği satırlarla bitirelim. Yazının bu kısmını, bahsi geçen müftü beyefendiye ithaf ediyorum.

Necip Fazıl’ın vasiyetindeki ilgili kısımlar şöyle:

“...Nasıl, nerede ve ne şekilde öleceğimi Allah bilir. En büyük korkularımdan biri, nice müellifin başına geldiği gibi, ölümümden sonraki tahriflerdir.

Beni, ayrıca hususi vasiyetimde gösterdiğim gibi, İslami usullerin en incelerine riayetle gömünüz!

Cenazeme çiçek ve bando muzika gönderecek makam ve şahıslara uzaklığımız ve kimsenin böyle bir zahmete girişmeyeceği malum. Fakat bu hususta bir muziplik zuhur edecek olursa, ne yapılmak gerektiği de beni sevenlerce malum... Çiçekler çamura ve bando yüzgeri koğuşuna...

Cenazemde, namazıma durmayacaklardan hiç kimseyi istemiyorum! Nede, kim olursa olsun, kadın... Ve bilhassa, ölü simsarı cinsinden imam! Ve "bid"at" belirtici hiçbirşey!...

Başucumda ne nutuk, ne şamata, ne medh, ne şu, ne bu... Sadece Fatiha ve Kur"an...

Mezarımda ilahi ve ulvi isim ve sıfatlardan ve benim beşeri ve süfli isim ve sıfatlarımdan hiçbir iz bulunmayacak... Mevlid de istemem! Onu, uhrevi rüşvet vasıtası yapanlara bırakınız! Sadece Kur"an...

Şimdi sıra en büyük dileğimde... Müslümanlardan, Eğer bu davada hizmetim geçtiğine inanan varsa, şunları istiyorum: Her ferdin, herhangi bir kifayet hesabına yanaşmaksızın, benim için "Necip Fazıl"ın kaza borcuna karşılık" niyeti ile bir günlük (Beş vakit) namaz kılması ve yine birgün oruç tutması... Mevtanın ardından, onun için kaza namazı Şafii içtihadında caizdir ve aynı içtihat Hanefilerce de rahmettir. Her ferdin, en aşağı yüz Tevhid kelimesi okuyup sevabının mislini bana hediye etmesi... 70 bine dolması lazım... Bir de, üzerimde hakkı olanların bunu Allah rızası için helal etmeleri... Ölünceye dek, üzerimdeki Allah ve kul haklarından mümkün olanını ödeyebilmek için elimden geldiği kadar cehdetmek azmindeysem de ne olacağını, nereye, hangi noktaya varabileceğimi bilmiyorum ve yardımı müslümanlardan bekliyorum. "Şey"en lillah" tabiriyle bana Allah için birşey veriniz! Yardımınızı esirgemeyiniz!

Allah’ı, Allah dostlarını ve düşmanlarını unutmayınız! Hele düşmanlarını!...

Olanca sevgi ve nefretinizi bu iki kutup üzerinde toplayınız!

Beni de Allah ve Resul aşkının yanık bir örneği
ve
ardından bir takım sesler bırakmış divanesi olarak arada bir hatırlayınız!  ”

Vasiyetin bazı bölümleri işte böyle...

Biz de kendisinin vasiyetine uyarak bu vesile ile Üstad Necip Fazıl’ı hatırlamış olduk.
 Ruhu şad olsun...

Prof. Dr. Osman ÖZSOY / haber7

Sensiz...


http://i154.photobucket.com/albums/s254/sisol_2007/normal_kirmizi_gul_20.jpg

Sensiz...

Yollar sensiz yarını bekler

Yürek sensiz hasreti yükler
Bu can sensiz bahar neyler?
Sehir sessiz sokak sensiz...

Ey gülüm hayatn tadı yok sensiz !
Tadı yok sewdamın adı yok sennsiz !
Baharı seheri özlerim amma
Güllerin kokusu gelmiyor sensiz !..


Günler geçmez sen gidince
Yürek sızlar inceden ince
Ölüm ne zormuş ölmeden önce
Sehir sessiz sokak sensiz...


Yolların nakış nakış işlerken beynime,
Özlem hücrelerimin en uç noktasında yer buldu kendine..
Artık sossuzluğa bi tutkuyla bakıyor gözlerim.
Ve artık üşümüyorum;
Üşümüyor bedenim!
Çünkü ayaklarım söz verdi beynime,

Hissetiği çaresizliği hissettirmesin diye...

Eşref Ziya Terzi

 

http://img217.imageshack.us/img217/7068/beratcicekcark2xy4.png

Seni diğerlerinden farksız yapmaya bütün gücüyle
Gece gündüz çalışan bir dünyada,
'KENDİN OLARAK KALABİLMEK',
Dünyanın en zor savaşını vermek demektir.
Bu savaş bir başladı mı, artık hiç bitmez!

e.e.cummings

 

ezgi-siir rayihalari


Dışarda yağmur... İçerde sevda...
Yağmur toprağa düşer kavuşmak bana !...

***
Ay ışığından uzak bahçelerde...
Sen misin esen yoksa rüzgar mı?
Ölüm mü gezinen köşelerde?..
Sen misin okşayan saçlarımı?

***
http://blufiles.storage.live.com/y1pvxXJpv_P1YKLa6ABIDRy8OjxKiIBabCWyShvo4P6jgHqw0QMJ5RWBbogjh8jugss4xmBhTpv-qw

Nur yağan vakitte...
Gözlerim semada iken...
Bu nedamet bestesinde,

Özledim...

Nur yağan vakitte...
Ellerim semada iken...
Bu esaret ülkesinde,

Bekledim...


"http://tkfiles.storage.live.com/y1pvxXJpv_P1YJnThfV-GOTTvSa5Ymoi6LGiB0HFHhU-VXZUvU_cZDH5mmux9rzOx_prKH6Ru0W5fg" grafik dosyas&imath; hatal&imath; oldu&gbreve;u için gösterilemiyor.

Ağla sen güzel çocuk!
Gözlerin şahit olsun...
Gözyaşınla ıslanan ellerin şahit olsun!

Yürü sen güzel çocuk
Sokaklar şahit olsun...
Seni mahzun bırakan bu tarih şahit olsun!

Çok yakın güzel günler
Bir kez daha ufka bak
Hep semaya açtığın ellerin şahit olsun!

Şahit olsun kainat!
Alemler şahit olsun
Titreyen sesin ile yüreğin şahit olsun!


____________

http://img125.imageshack.us/img125/6552/notadq6.jpg

Alanıma hoşgeldiniz... Elimden geldiğince  bir sayfa düzenlemeye çalıştım.. Umarım beğenmişsinizdir..

Maksadım -anlaşılacağı gibi- kendimi tanıtmak değil...
Paylaşmak, faydalı olabilmek, faydalanabilmek...

Bu sebeple; alanım hakkında düşüncelerinizi, yorumlarınızı , sorularınızı,
tavsiye lerinizi ve  'iklimiberat' ta paylaşmak istediğiniz herşeyi buraya yazmanızı bekliyorum..
Her türlü yorum eleştiri ve görüşlerinize açığım..

Değerlendirmeleriniz benim için değerli..

selam ve dua ile...

________

http://blufiles.storage.live.com/y1pA1j4KkCpweI__wlxqQXUVj5iIx_D44nTwDhFYT74a5prXdJTwvpcqW7UvngaVAr3

> ZinDAnLar DuRAğıM <
> oLsA Ne OLuR ?.. <

____________

"http://img108.imageshack.us/img108/8776/iklimiberatkalemic3.jpg" grafik dosyas&imath; hatal&imath; oldu&gbreve;u için gösterilemiyor.
____________



请稍候...
很抱歉,您输入的评论太长。请缩短您的评论。
您没有输入任何内容,请重试。
很抱歉,我们当前无法添加您的评论。请稍后重试。
若要添加评论,需要您的家长授予您相应权限。请求权限
您的家长禁用了评论功能。
很抱歉,我们当前无法删除您的评论。请稍后重试。
您已超过了一天之内允许提供的评论数上限。请在 24 小时后重试。
因为我们的系统表明您可能在向其他用户提供垃圾评论,您的帐户已禁用了评论功能。如果您认为我们错误地禁用了您的帐户,请联系 Windows Live 支持部门
完成下面的安全检查,您提供评论的过程才能完成。
您在安全检查中键入的字符必须与图片或音频中的字符一致。
http://img33.imageshack.us/img33/8189/cumarbg.jpg

Yürek nükleer güç merkezidir. Sevdiği zaman sevdigine cennet, sevmediği zaman nefret ettigine cehennem kesilir…

insanın kazanılması ne denli büyük bir saadetse kaybedilmesi de o denli korkunç bir felakettir...

Bir benimle ne çıkar demeyeceksin, baharın haberini karın altında kı
şa inat açan kardelenlerin verdiğini unutmayacaksın...

Kim var diye sa
ğa sola bakmayacaksın, ben varım diyecek ve yürüyeceksin...

önce seveceksin, garazsız ve ivazsız, pazarlıksız, bedelsiz seveceksin, sevginin illeti ölümsüz olacak ki sevgin de ölümsüz olsun.

Bir insanın yüre
ğinin aydınlanmasına vesile olduğunda dünyanın tapusunu sana vermişler gibi sevineceksin.

Onu kınamak yerine karanlık yüre
ğine ışık tutacak, sevgiden oltanı gönül ummanına şefkatle atacaksın...

img128/4313/sampbfbfef012ae796d7ex9.jpg
7 月 2 日
Akıl, akıl olsaydı ismi gönül olurdu;
Gönül gönlü bulsaydı bozkırlar gül olurdu.
 N.fazıl kısakürek...
selam ve dua ile...

5 月 18 日

Beyaz bir kağıda mahkum hançer-i kelâm..
Mürekkep zindan olmuş el – âlem elinde..
Olmasaydı aşk gölüne minnettar kalem…
Hüznüm boy sürer miydi böyle avare dilimde..!
Bir aşk-ı bâkidir..! MEVLA’dır..! sonsuz bir deryadır..! adı: nâr-ı aşk…

Bir Meryem’dir.. suspus olmaktır.. teslimiyettir.. adı: nâr-ı aşk…
Bir yâre-i hicrandır .. hüzündür.. göz yaşıdır adı: nâr-ı aşk…
Bir Züleyha’dır.. Yusuf-i lisandır .. iffettir.. adı: nâr-ı aşk…
Bir derd-i mübtelâdır.. sabırdır… âh dır adı: nâr-ı aşk…
Bir ahuyu ceylandır.. yârdır.. canândır.. adı: nâr-ı aşk…
Bir mecnundur… ayrılığı vuslattır.. adı: nâr-ı aşk…

Bir muhabbettir..!


MUHAMMED MUSTAFA‘dır. ! yanmaktır… adı: nâr-ı aşk..

Selam ve dua ile

5 月 15 日
http://img198.imageshack.us/img198/9843/cumatebrigirbg.jpg

إِنَّ اللَّهَ يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ وَالْإِحْسَانِ وَإِيتَاءِ ذِي الْقُرْبَىٰ وَيَنْهَىٰ عَنِ الْفَحْشَاءِ وَالْمُنْكَرِ وَالْبَغْيِ ۚ يَعِظُكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ

İnnallâhe ye’muru bil adli vel ihsâni ve îtâi zîl kurbâ ve yenhâ anil fahşâi vel munkeri vel bagy(bagyi), yeizukum leallekum tezekkerûn(tezekkerûne).

Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.

Nahl 90

Sadakallahülazim  / Allah doğru söyledi

http://img194.imageshack.us/img194/9748/kuranrbg.jpg

Sana bir dua eden olsun...

Sen birine dua et..

Bilmezsin hangi kırık gönlün duasıdır......

Karanlıkları aydınlatan....

Sana ummadık kapılar açan....

Bilmezsin kimin için etti
ğin duadır.......


Seni böyle ayakta tutan....... can dostlardır

headerphoto


"Dünya çok kısa... Ahiret sonsuz olunca, sonsuzun yanında asırlar bile kısa kalır. Çok kısa küçük hayırcıklar, az bir şey. Asıl hayır ahiret hayrı..."

(02
. 02. 2001 - Avustralya, Esat Coşan Hocaefendi)

"İslâm'a hizmet her Müslümanın görevidir; sadece hocaların, müftülerin, vaizlerin, hafızların değil... Her mü'min, kendi meslek alanında ve kendi eğitim birikim, imkan ve müktesebatı (edindiği bilgiler) miktarınca, elinden geldiği kadar İslâm'a ve Müslümanlara faydalı işler yapmaya çalışmalıdır, bu ağır yükün bir kısmını üzerine almalıdır ki, İslâm payidar olsun, gelişsin, yayılsın, güçlensin. Bunun şerefi, sevabı, mükâfatı çok büyüktür. Rabbim cümlenize bu mazhariyeti (şerefi) nasib eylesin!"

(İslam Dergisi, Halil Necatioğlu,. Mart 1998)

img128/4313/sampbfbfef012ae796d7ex9.jpghttp://img104.imageshack.us/img104/9335/allahrazolsunls0.jpg

5 月 15 日
http://byfiles.storage.live.com/y1pttqexxVKYDR_esch9Uoo7I0uhd68KD4SUgBipHLAelMwaEiY2O48PIFfU92pWkcqbALKqgtJHlI
internet msn ortamında karşıt cinsten tanıdık,
mesela okuldan bir arkadasla,veya yabancı biriyle,
arkadaşlık dairesi içinde, chat yapmak veya mesajlaşmak,
veyahutta sohbet sayfalarında yazışmak,
hal hatır sormak haberlesmek caiz mi??



bu probleme bir açıklık getirmek gerekir ve cevabımız şudur;

Bir müslümanın başka Müslüman kardeşleriyle ister karşılıklı isterse sanal ortamda olsun konuşup dertleşmesi güzel bir şeydir. Ancak bu aynı cins olanlar içindir. Bir erkeğin bir kadınla konuşması ise bazı yönlerden dikkat etmeyi gerektirir.

Örneğin aşk, sevgi, gıybet, yalan ve şehevi hisleri uyandıran şeylerden olursa bu kesinlikle doğru değildir. Bu konuda kişinin evli veya bekar olması fark etmez. Evli birinin günahı ise daha fazla olur.

Fakat dini konularda Allah’ı, ölümü, ahireti ve dini duygu ve düşünceleri hatırlatan konuşmalar olursa elbette bunlar yasak olmadığı gibi sevabı da vardır. Ölçünüz bu olmalıdır. Bu ölçülerle hareket ettiğiniz zaman günaha girmeyeceğinizi ve kendinizi koruyacağınızı söyleyebiliriz. Ayrıca yaptığınız işi bir de vicdanınıza sormanızı tavsiye ederiz. Vicdanınız rahat değilse o işten vazgeçiniz.

İleride evlenecek iki çiftin, sadece yanlarında akrabalarından birer kişi bulunmak şartıyla bir yerde oturup yalnız konuşmaları caizdir, hatta sünnettir. Fakat flört tarzı ilişkilerde kadın ve erkeğin yanlarında akrabaları bulunsa bile konuşmaları caiz değildir. Dinimiz zinayı yasakladığı ve haram saydığı gibi zinaya götüren yolları da tıkamış ve haram saymıştır.
cehennem kütüğü olmayalın inş.
Aynı şekilde de internetten tanışılan birisi ile istediğiniz gibi havadan sudan konuşmak ve chatleşmek caiz değildir. şayet ona islamiyeti anlatıp sevdirmeye çalışsanız o başka meseledir. Yoksa başka tarzda konuşup sohbet etmek insanı yanlış neticelere götüreceğinden caiz görülmemektedir.
Ayrıca Sağlam ailelerin ve aile bağlarının kurulabilmesi ve tesis edilebilmesi için, evliliğin sağlam temellere dayandırılması gerekir. Bu nedenle, İslamiyet görücü usulü teşvik etmekle beraber, adayların birbirleriyle görüşmesini de esas kabul etmiştir.

fakat helal dairesinden ayrılmamak müslümanın vazgeçilmez unsuru olmalıdır..

Buradan yola çıkarak diyebiliriz ki, birbirlerini hiç tanımayan ve ailece de tanışmayan iki kişinin internette birbirlerine verdikleri ifadelere güvenip de evlilik gibi ciddi bir işe yeltenmemeleri gerekir. Çünkü, bu şekilde ki bir tanışma hüsran ile sonuçlanabilir. Bizim kanaatimiz sizin veya herhangi bir insanın böyle bir yöntemle evliliği seçmemesidir.

yine buradan yola çıkarak şunuda eklemekte yarar var sanırım.. bir erkek bir bayan zaruret olmaksızın yüz yüze olmasa dahi ister msn ister sohbet sayfalarında istediği gibi konuşamaz bu mevzuda islam gereken cevabı vermiştir ateşle barut sizce nekadar yan yana durabilir????



ve son olarak şunu eklemekte yarar görüyoruz ve diyoruz ki:
ey iman nuru ile haşr olan mümin ve müminat,
müslüm ve müslümat ''''efela ta'gilun''' aklınızı kullanmıyormusunuz:. buyuruyor ALLAH (c,c)

evet hakikat ruhu ile hareket edip..


sığındım zatı hakka gel gidelim,
biz hakkı hak, batılıda batıl bilelim. İNŞ.



selam hakka tabi olan kulların üzerine olsun
esselamüala menittebeal hüda..

Elbet bitireceksin birgün hayat mürekkebini,
Nerede harcadın ömür sermayasini,
Bırak yazan yazsın çizen çizsin!
seni rabbin bilsin...


5 月 14 日